Loading
X
Bizi Hemen Arayın 0534 960 27 78| info@nutrist.com.tr
Psikoloji 26 Eylül 2022
Kaygıyı Yatıştırmak
Çocuk genç ve yetişkinlerde anksiyete belirtileri günümüzde oldukça endişe verici bir boyuttadır. Nüfusun yaklaşık yüzde 3’ünü etkileyen kaygı belirtilerinde, asıl sorunun kaygının kendisi değil kaygıya karşı tutumun olduğu savunulmaktadır.
Kaygının sabah kalkıp işe gitmeyi, sınavlara çalışarak girmeyi teşvik edici bir düzeyde olması hoş karşılanmalıdır. Örneğin; ebeveynler çocukları ve kendileri için kaygıyı başarı ve yaratıcılığa teşvik şeklinde düşünebilirler. Öyleyse kaygı bir sorun olarak düşünülmemeli, kaygıyla başa çıkmak için başvurulan davranışlar ve zihne gelen benlikle uyumsuz dürtü ve düşünceler birer sorun olarak görülmelidir. 
 
Peki bu nasıl mümkün?
 
İstediğimiz ve ihtiyaç duyduğumuzu elde etmek için çalışmak, bu yönde çalışmaya odaklanabilmek ve bunu devam ettirmeyi sağlayan enerji kaygıdan gelir. 
 
Peki bireyin kendi kaygılarından çok çocukları ile ilgili kaygıları yoğun ise?
 
Kaygı, ebeveynlerin çocuklarının gelişimini en iyi şekilde desteklemelerini sağlamaları için motivasyon kaynağıdır ve bu süreçteki yorgunluğun, olası engellerin üstesinden gelmeye yardımcı olur. Çocuğunuzun gereksinim ve davranışları ile ilgili endişeler yoğun ise bu aşırı kaygıların çocuğun bireyleşme, eğlenme, başarma, güven duygusunu geliştirme olasılıklarını engellemesine izin verilmemeli, mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. 
 
Çocuk bu kaygılar tanımalı, fakat içinde boğulmamalıdır. Bunlardan tamamen ayrıştırılması çocuğun kaygıyı ve getirdiği rahatsızlığı anlamlandırmamasına ve bu gibi durumlarda güçlü baş etme yolları geliştirememesine, dayanıklılığının gelişmemesine neden olabilmektedir. Çocuğun, bir yetişkin olduğunda ihtiyaç duyacağı esnekliği geliştirebilmesi, endişe verici anlarda bu anlar ile baş edebilmesi, uyum sağlayabilmesi ve zorlukların üstesinden gelebilmeyi öğrenebilmesine bağlıdır. 
 
Bu gibi durumlarda çocuğun endişesi inkar edilmemeli veya azaltılmamalıdır. Bazen ebeveynler, endişelenecek bir şey olmadığını ya da endişelenmeyi bırakırlarsa daha iyi olacağını söyleyerek bu kaygıyı yatıştırmaya çalışırlar. Fakat bu işleri daha da kötüleştirir. Çocuğun yaklaşan sınav veya yeni bir etkinlik ile ilgili kaygı içeren duyguları tanınmalı ve anlaşıldığı hissettirilmelidir. Mümkün olan destek sağlanmalıdır. 
 
Dennis-Tiwary, kaygınınn yaratıcılığın ortaya çıkması için gerekli olduğunu savunmaktadır. Kişi rahatsız edici durumla karşılaştığında, kaygıya sırtını döndüğünde, olasılıklara sırt çevirmiş olur. 
 
Öyleyse kişi kendi kaygısına ve ebeveyn olarak çocuğunun kaygısına keşfedilecek, tartışılacak ve mücadele edilecek bir şey olarak bakabilmeyi öğrenmelidir. Bu zorluk yaşatan duygulara beraber eşlik edilmesi ve dürüst olunması ikili ilişkiyi güçlendirmektedir. Dolayısıyla kaygı dinlenmeli ve zamanı gelince bırakılabilmelidir. Kaygı, amaç dahilinde yararlanılabilecek bir şeye dönüştürülebilir Yeniden yaratılan başa çıkma yolları ise oldukça şaşırtıcı olabilecektir. Kişi başarıyı kaygıdan dolayı elde etmek ister. Tüm bunlar geleneği bozan bir anlayış olsa da insanların yaşamlarında dönüştürme gücüne sahip bir düşünce biçimidir. 
 
 
 
*Uzman Klinik Psikologlarımızdan randevu almak için 0534 960 27 78'den bizi arayabilir veya info@nutrist.com.tr ' ye mail atabilirsiniz. Online randevu almak için tıklayınız.
Nutrist - Diyetisyen İstanbul Şişli Fulya Beşiktaş Mecidiyeköy
Nutrist - Diyetisyen İstanbul Şişli Fulya Beşiktaş Mecidiyeköy Whatsapp
0534 960 27 78
Bize Hemen Ulaşın
1